MENFİ VE MÜSPET ZARAR BİRLİKTE TALEP EDİLEMEZ

MENFİ VE MÜSPET ZARAR BİRLİKTE TALEP EDİLEMEZ

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/767

K. 2020/2667

T. 8.9.2020

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün asıl ve birleşen davada davalı vekilince duruşmalı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığı anlaşılmakla incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya evrak üzerinde incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR : Davacılar vekili asıl davada, arsa sahibi müvekkilleri ile davalı yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, davalının edimlerini tam olarak ve zamanında yerine getirmediğini ileri sürerek, inşaatı geç teslim edilmesi nedeniyle yapı ruhsatı tarihi ile teslim edilmesi gereken tarih arasındaki dönem için 86.000,00 TL kira kaybı alacağının, yapı ruhsatı 2,5 yıl geç alındığından 60.000,00 TL zararın, sözleşme kapsamında davalının davacılara vermesi gereken 70.000,00 USD karşılığı 91.000,00 TL'nin, yapı projeye ve sözleşmeye uygun olarak inşa edilmediğinden oluşan 350.000,00 TL değer kaybı zararının, davalı ile sözleşme yapılması nedeniyle uğranılan 150.000,00 TL menfi zararının ve geç teslimden kaynaklanan 63.000,00 TL munzam zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesi ile 70.000,00 USD karşılığı 91.000,00 TL'nin, 173.754,00 TL kira kaybı alacağı ile temerrüt nedeniyle oluşan 205.429,00 TL işlemiş avans faizinin, faiz talebi kabul edilmezse denkleştirici adalet ilkesi gereğince 173.754,00 TL kira kaybının güncel değeri 300.511,41 TL'nin tahsilini istemiş; birleşen davada, 01.09.1998 tarihinde teslim gerçekleşmediğinden davalının temerrüde düştüğünü, asıl dava ile 2005 yılı mart ayına kadar kira kaybının istenildiğini, taşınmazın 05.06.2007'de 3. bir kişiye devredildiğini ileri sürerek, asıl dava tarihinden taşınmazın devir tarihi olan 05.06.2007'ye kadar olan dönem için mahrum kalınan kira kaybı bedeli 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; ıslah yoluyla talebini 94.094,00 TL'ye arttırmıştır.

Davalı vekili, davacılardan ...'nun hissesini diğer davacıya devrettiğinden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, edimlerin zamanında ve tam olarak ifa edildiğini, taleplerin hukuki dayanağı olmadığını, 1999 yılı depremi nedeniyle inşaatın 6 ay süreyle durdurulduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, yapının onaylı projesine uymadığı, sözleşmeden itibaren 4-5 ay içerisinde ruhsat alınması gerekirken alınmadığı, teslim tarihinin 01.01.1999 olmasına rağmen 05.06.2007'ye kadar teslimin gerçekleştirilmediği, 05.06.2007 tarihine kadar oluşan toplam kira kaybının 141.333,00 TL olduğu, menfi ve müspet zararın birlikte istenemeyeceği, munzam zarar açısından davalı temerrüde düşürülmediğinden bu yöndeki talebin yerinde olmadığı, sözleşmede 70.000,00 USD ödeneceği hususunda bir hüküm bulunmadığı, sözleşme fesh edilmediğinden 350.000,00 TL bina bedelinin istenemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüyle 141.333,00 TL kira kaybı alacağının davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline, birleşen davanın reddine dair verilen karar, taraflar vekillerinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 23.12.2013 tarihli bozma ilamıyla, asıl ve birleşen davadaki talepler hakkında ayrı ayrı hüküm tesisi gerekirken, her iki dava için birlikte tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan, arsa payı karşılığı inşaat yapım işi ticari iş mahiyetinde olduğundan davacının 3095 Sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince avans faizi isteyebileceği, hal böyle iken, verilen kararda hüküm altına alınan faizin cinsinin belirtilmemesi hatalı olduğu gibi, hüküm yerinde de varsa temerrüt ile dava ve ıslah tarihleri dikkate alınarak faiz başlangıcının tayini gerekirken, faiz başlangıcının açıkça gösterilmemesinin doğru olmadığı ayrıca, dava konusu olmayan taşınmazlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin HMK'nın 389/1. maddesi hükmüne aykırı olduğu belirtilerek taraflar yararına bozulmuş, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl davanın kısmen kabulüyle 76.398,00 TL kira kaybı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, birleşen davanın kabulüyle 64.935,00 TL kira kaybı alacağının 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davalarda taraf vekilleri temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.