ADİ SÖZLEŞME İLE TAPU DEVRİ İMKANSIZLIĞI-SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME

ADİ SÖZLEŞME İLE TAPU DEVRİ İMKANSIZLIĞI-SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

2019/1122 E.

2020/556 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı şirket ile 21.09.2012 tarihinde gayrimenkul satış sözleşmesi yaptıklarını, bu satış sözleşmesine göre iki adet bağımsız bölümü davalı şirketten 650.000 TL karşılığında satın aldığını, satış bedeli olarak 300.000 TL değerinde çek verdiğini, bu çekin vade tarihinde davalı şirket tarafından tahsil edildiğini, kalan 350.000 TL bedel için ayrıca 7 adet çek verdiğini, taşınmazların 25.09.2012 tarihinde tapuda devrinin yapılması kararlaştırıldığı halde yapılmadığından ödenen bedelin tahsili için davalı şirket aleyhine icra takibi başlattığını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini belirterek; davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacı ile iki dairenin 650.000 TL'ye satılması konusunda anlaştıklarını, davacının 12 adet toplam 650.000 TL bedelli çek verdiğini, 4 adet toplam 225.000 TL bedelli çekleri tahsil ettiğini, kalan çekleri tahsil edemediğini, çeklerin keşidecisinin dava dışı MKY isimli şirket olduğunu, davacının sözleşmeden sonra dava dışı MKY şirketinin kredi çekmesi karşılığında taşınmazı banka lehine ipotek ettirmeyi istemeleri üzerine MKY şirketinin çektiği kredi karşılığında taşınmazı ipotek ettirdiğini ancak dava dışı şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine taşınmazın icra kanalıyla satıldığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, adi yazılı sözleşme ile yapılan taşınmaz satışının yasal olarak geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye istinaden taraflar verdiklerini geri isteme haklarına sahip iseler de; davacının talebiyle davacının satın aldığı taşınmazlar üzerine ipotek konulması nedeniyle, davacı tarafça yapılan 300.000 TL'nin iadesinin talep edilemeyeceği ve taşınmazların bedelinin tamamını ödemediği halde bedelinin tamamını ödemiş gibi davalı aleyhine takip başlatmakta kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici taşınmaz satımına yönelik bir kısım ödenmiş bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdatı talebine ilişkindir.
Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmadığı için TMK'nın 706, TBK'nın 237., Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir. Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 61 ve devamı maddelerindeki (TBK'nın 77 ve ardından gelen maddelerindeki) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme; bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.
Somut olayda; 21.09.2012 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinin davacıya vekaleten babası ... ile satıcı davalı arasında, 2 adet bağımsız bölümün 650.000 TL'ye satışı konusunda olduğu ve sözleşmeye istinaden bir kısım miktarın ödendiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı görülmüştür.
Davacı, dava dilekçesi ile 650.000 TL'lik satış bedelinin 300.000 TL sini ödediğini iddia etmiş ise de; davalının kabulünde olduğu ve ihtiyati haciz kararına itirazı inceleyen Antalya 2. Tüketici Mahkemesinin Esas: 2013/263 sayılı dosyasında da belirtildiği üzere, davalıya teslim edilen çeklerden sadece 225.000 TL bedelli kısmın davalıya ödendiği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, davalı tarafından dava dışı MKY şirketi ile dava dışı ... aleyhine dava konusu 31.03.2013 tarihli 40.000 TL bedelli çekin tahsili konusunda Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün Esas: 2013/2978 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, yine davalı tarafından dava dışı MKY şirketi ile dava dışı ... . Eml. şirketi aleyhine dava konusu 28.02.2013 tarihli ve 75.000 TL bedelli çekin tahsili konusunda Antalya 4. İcra Müdürlüğü'nün Esas: 2013/2208 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bu durumda; yukarıda anlatıldığı şekilde sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında, davacının davalıya ödediği 225.000 TL bedel ile yukarıda bahsi geçen icra dosyalarında davaya konu çekler tahsil edilmiş ise tahsil edildiği bedeller de nazara alınarak dosyanın değerlendirilip sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bahsedilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nun 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.