SÜREKLİLİK GÖSTERMEYEN, TEKRARLANMAYAN HAKSIZ VE KABA DAVRANIŞ MOBBİNG DEĞİLDİR

SÜREKLİLİK GÖSTERMEYEN, TEKRARLANMAYAN HAKSIZ VE KABA DAVRANIŞ MOBBİNG DEĞİLDİR

TC

YARGITAY

22. Hukuk Dairesi         

2016/24622 E.  

2019/23339 K.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : MANEVİ TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... merkezinde 2000 yılında işe başladığını, işten çıkarıldığı 2014 yılına kadar çalıştığını, davalı sendikanın 2011 yılında yapılan genel kurulundan sonra müvekkiline işyerinde psikolojik taciz-mobbing uygulanmaya başlandığını ve iş sözleşmesinin sona erdirildiği tarihe kadar da mobbingin devam ettiğini belirterek manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya baskı uygulanmadığını, iddiaların asılsız olduğunu, davacının erken doğum yapmadığını, sezaryan ile doğumun gerçekleştiğini, mahkemelerce gönderilen müzekkerele cevap verme görevinin toplu iş sözleşmesi bürosuna ait olduğunu, davacının çocuğuna bakacak kimse bulamaması nedeniyle kendi isteği ile işten ayrıldığını, istifa etmesine rağmen alacaklarının ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece,davacı tanıklarının beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacıya mobbing uygulandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında davalı işveren vekilince davacıya mobbing uygulanıp uygulanmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırı olup olmadığı hususu tartışmalıdır.
Aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin, bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir.
İşyerinde mobbing, belirli kişi ya da kişilerin zarar verici söz, tutum ve davranışlarına maruz kalınmasıyla başlayan yıldırma, yıpratma, sindirme, bıktırma ve belli şekilde davranmaya mecbur bırakma sürecini içermektedir. Bu sürecin başından sonuna kadar hedef alınan kişi veya kişilere sistemli bir şekilde psikolojik, duygusal ve sosyal saldırı gerçekleştirilmektedir. Hedef alınan kişinin şeref, kişilik, karakter, inanç, değer, yetenek, tecrübe, düşünce, tercih, yaşam biçimi ve kültür gibi yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, çalışanlar önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre mobbing, “bir veya bir grup işçiyi sabote etmek için yapılan, zalimce, kötü niyetli, intikamcı, aşağılayıcı ve eleştirici tavırlarla kendini gösteren davranış biçimi” şeklinde tanımlanmaktadır.
Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.
Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.
Davacı işçi Toplu İş Sözleşmesi uzmanı olarak davalı işyerinde çalışmaktadır. Davacı davalı kurum yetkilileri tarafından 2011 yılı sendika genel merkez yönetimi seçiminden sonra gruplaşmalar ve ayrışmaların olduğunu, seçimi kazanan yönetim tarafından karşı tarafın adamı muhalif olarak yaftalandığını, şoförler odasında oturması için zorlandığını, uzmanlık alanı ve görev tanımı içinde yer alan işlerin verilmediğini, psikolojik taciz nedeni ile 3 hafta erken doğum yaptığını, olumsuz lakaplar takıldığını, personelin kendisi ile iletişiminin koparılmaya çalışıldığını,bu nedenlerle mobbinge uğradığını ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir. Davalı davacının mobbinge uğradığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı tanık beyanlarına dayanılarak davacıya mobbing uygulandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı lehine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacının iş sözleşmesinin el yazısı ile hazırlanan ve davacı imzası bulunan dilekçedeki talep üzerine davalı ile aralarında yapılan protokol kapsamında kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, diğer ücret alacakları ile 8 aylık net maaşı kadar tazminatı ödemesi sonucu feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının doğuma ilişkin sağlık kurulu raporunda 37 hafta 2 gün ile uyumlu gebelik tanısıyla sezaryen işlemi ile doğum yaptığının anlaşıldığı,bu rapora göre erken doğum yaptığının ve erken doğum kabul edilse bile bu durum işyerindeki yaşanıldığı ileri sürülen mobbing niteliğindeki davranışların sebebiyet verdiğini söylemenin mümkün olmadığı açıktır.
Dosya kapsamında bulunan 2013 ve 2014 yılı bir kısım Toplu İş Sözleşmelerinde davalı sendikanın temsilcisi olarak davacının imzası bulunmaktadır. Ayrıca işyerinde çalışan diğer toplu iş sözleşmesi uzmanlarına mahkemelere müzekkere yazılmasında görev verildiğine dair işyeri kayıtlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının sistemli olarak psikolojik tacize uğradığı ve kişilik haklarının ihlal edildiğinin somut ve inandırıcı delillerle ortaya konmadığı, mobbingin yukarıda açıklanan unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle davacının kişisel haklarının saldırıya uğradığının ispatlanmadığı gözetilerek manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2019 gününde oybirliğiyle karar veri