KİRAYA VERENİN HİÇBİR ÇEKİNCE BELİRTMEDEN AYLARCA KİRA BORCUNUN MAKBUZ İLE TAHSİL ETMİŞ İSE, ALACAKLI OLDUĞUNU İDDİA ETTİĞİ ÖNCEKİ DÖNEMLERE AİT KİRA BORÇLARININ DA ÖDENDİĞİ KABUL EDİLİR

KİRAYA VERENİN HİÇBİR ÇEKİNCE BELİRTMEDEN AYLARCA KİRA BORCUNUN MAKBUZ İLE TAHSİL ETMİŞ İSE, ALACAKLI OLDUĞUNU İDDİA ETTİĞİ ÖNCEKİ DÖNEMLERE AİT KİRA BORÇLARININ DA ÖDENDİĞİ KABUL EDİLİR

T.C.

Yargıtay

6. Hukuk Dairesi         

2015/8181 E. 

2015/11059 K.


MAHKEMESİ : Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/03/2015
NUMARASI : 2014/273-2015/420

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair hüküm, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibe itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 10.650,00 TL üzerinden davalının itirazının iptaline, kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 06.12.2013 tarihinde başlattığı icra takibi ile 20.08.2012 – 20.11.2013 tarihleri arasındaki ödenmemiş kira alacağı toplamı 17.200,00 TL’nin işlemiş faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş davacı vekili ise dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 20.08.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalıya kiraya verdiğini, kira sözleşmesine göre kira bedelinin aylık net 1.600,00 TL olup, her ayın 1.günü peşin olarak elden ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak kiracının kira bedellerini düzenli olarak ödemediğini, davalı borçlu aleyhine ödenmeyen kira alacağının tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline ve kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, tarafların 2012 Ocak ayından itibaren aylık kira bedelinin 1.600,00 TL olacağı hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, müvekkilinin aylık kira bedelinin 500 – 600 TL’lik kısmını davacının Halk bankasındaki hesabına ödediğini, kalan kısmını ise elden ödediğini, davacı tarafından hiçbir çekince belirtilmeksizin aylarca kira borcunun makbuz ile tahsil edildiğini, bu durumda davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği önceki dönemlere ait kira borçlarının da müvekkili tarafından ödendiğinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, icra takibine ve davaya konu 20.08.2012 – 20.11.2013 tarihleri arasındaki dönemde ödenmemiş alacak miktarının bilirkişi raporuna göre 10.650,00 TL olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.650 TL üzerinden davalının itirazının iptaline ve davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 20.08.2011 başlangıç tarihli ve 16 ay 10 gün süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedeli ilk dört ay için 1.500,00 TL, sonraki yıl için 1.650,00 TL olarak belirlenmiştir. Davalı cevap dilekçesinde takibe konu döneme ilişkin kiraların bir kısmının banka aracılığıyla, bir kısmının ise elden makbuz karşılığında davacıya ödendiğini ileri sürerek dosyaya 13.06.2013 – 10.12.2013 tarihleri arasında 2013 yılı Mayıs ayından Kasım ayına kadar 1.000,00’er TL kira bedelinin ödendiğine dair dokuz adet adi yazılı ödeme makbuzu sunmuştur. Davalı taraf, davacı tarafından hiçbir çekince belirtilmeksizin aylarca kira borcunun makbuz ile tahsil edildiğini, bu durumda davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği önceki dönemlere ait kira borçlarının da ödendiğinin kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur. Kira parasının ödendiğine dair kiralayan tarafından kiracıya verilen yazılı belgeler, Türk Borçlar Kanunu’nun 104.maddesi uyarınca bundan evvelki kira paralarının ödendiği hususunda kanuni bir karine teşkil eder. Bu durumda mahkemece TBK’nun 104.maddesi değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen tüm bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14/12/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.