KIRA BEDELININ ZAMANINDA ÖDENMEMESI HALINDE CEZA KOŞULU ÖDENECEĞINE VEYA SONRAKI KIRA BEDELLERININ MUACCEL OLACAĞINA ILIŞKIN ANLAŞMALARIN GEÇERSIZDIR

KIRA BEDELININ ZAMANINDA ÖDENMEMESI HALINDE CEZA KOŞULU ÖDENECEĞINE VEYA SONRAKI KIRA BEDELLERININ MUACCEL OLACAĞINA ILIŞKIN ANLAŞMALARIN GEÇERSIZDIR

T.C.

Yargıtay

6. Hukuk Dairesi         

2015/8246 E. 

2016/3072 K.

    MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

    Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
    Dava, kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasındaki 15.09.2010 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi gereğince davalının 2010 yılı Aralık ayına kadar olan kira bedellerini müvekkilinin banka hesabına yatırdığını, ancak kira sözleşmesi sona ermeden taşınmazdan ayrıldığının öğrenildiğini, davalının mecuru tahliye etmesine rağmen anahtarları teslim etmediğini, birikmiş kira bedellerini de ödemediğini, sözleşmenin 19. Maddesinde yer alan muacceliyet şartı gereğince 15.02.2011 tarihinden 15.09.2011 tarihine kadar olan kira bedellerinin muaccel hale geldiğini, aylık 650 TL den 8 aylık kira alacağı olan 5.200 TL nin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından yargılama sırasında sunulan dilekçe ile davalıdan 2011 yılı Şubat ayı ila 2012 yılı Eylül ayları arasında 20 aylık, 13.000 TL kira alacağının bulunduğunu davasını ıslah ettiğini belirterek, davanın bundan sonra alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmasını talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili ise cevabında; Müvekkili ile davalı arasında 15.09.2010 başlangıç tarihli 1 yıl süreli aylık 650 TL bedelli kira sözleşmesi imzalandığını, ancak müvekkilinin polis memuru ve bekar olması nedeni ile davacının polis memuru olan oğlunun bilgisi dahilinde yine polis memuru olan 3. kişilerle kiralananı paylaştığını, kira bedellerini davacının oğlunun banka hesabına yatırıldığını, 2010 yılı Aralık ayından kira süresi sonuna kadar olan ödemelerin ise kiralananı paylaştığı kişilerce yine davacının oğlunun banka hesabına yatırıldığını, kira süresi sonunda ise kiralananın tahliye edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; Davalının savunmasında adı geçen kişiler tarafından, davacının oğluna ait banka hesabına, 2011 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ne için ödendiği konusunda açıklama bulunmayan ödemeler yapıldığını belirterek, bu ödemelerin kira ödemesi olarak kabul edilip edilmemesine ve kiralananın kira süresi sonunda tahliye edildiğinin kabul edilip edilmemesi ihtimaline göre yapılan hesaplama sonucunda alacak miktarına ilişkin raporunu dosyaya sunmuştur. Davalı vekilinin yargılama sırasında kira ödemelerine ve kiralananın tahliye edildiği tarihe ilişkin yemin teklif etmesi üzerine davacı asil duruşmada alınan yeminli beyanında, kiraların ödenmediğini ve kiralananın anahtarlarının teslim edilmediğini belirtmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda sözleşmenin 19. Maddesinde muacceliyet koşulunun bulunduğu gerekçesiyle, tahliye olgusunu ispat edemeyen davalının ödenmeyen kiralardan sorumlu olduğu belirtilerek kira alacağı davasının kabulüne ve 20 aylık kira alacağına karşılık 13.000 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    ./..

    1-)Dosya kapsamına toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-)Taraflar arasında 15.09.2010 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedelinin 650 TL olduğu, ait olduğu ayın ilk 5 gününde ve her ay peşin olarak ödeneceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin özel şartlar kısmının 19. Maddesinde bir kira ödenmediği takdirde gelecek kiraların muaccel hale geleceği kararlaştırılmış olup sözleşmede kiralananın niteliği boş mesken olarak belirtilmiştir.
    6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’ da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
    Kiralanan, davalı tarafından konut (mesken) amaçlı kullanılmak üzere kiralanmış olup davalının da tacir olmadığı açıktır.

    Bu durumda yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan muacceliyet koşulu geçersizdir. Kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullar dikkate alınarak hükme bağlanacaktır. Mahkemece davacının, dava tarihi olan 06.06.2012 tarihine kadar olan kira alacağını talep ve alacak miktarını ıslah edebileceği gözetilmeksizin, muacceliyet şartı geçerli kabul edilerek 2012 yılı Eylül ayı da dahil olmak üzere bu aya kadar istenen kira bedelleri yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
    Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
    SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.