İŞE İADE DAVASINDA DAVACININ İŞYERİNİN BÜTÜNÜNÜ İDARE EDİP ETMEDİĞİNİN TAHKİK USULÜ

İŞE İADE DAVASINDA DAVACININ İŞYERİNİN BÜTÜNÜNÜ İDARE EDİP ETMEDİĞİNİN TAHKİK USULÜ

T.C.

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

2009/87 E.

2009/147 K.



Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 15.İş Mahkemesirıce davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.04.2007 gün ve 2006/6 E -2007/213 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 25.12.2007 gün ve 2007/30169-39156 sayılı ilamı ile; (“...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçi fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile bayram ve genel tatil ücretlerini talep etmiş, mahkemece davacının işveren vekili konumunda olduğu gerekçesiyle isteklerin reddine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde işyerinde planlama mühendisi olarak çalıştığını ileri sürmüş, bir kısım tanıklar aynı zamanda genel koordinatör olduğundan söz etmişlerdir. Dosya içinde bulunan 21.12.2002 tarihli iş sözleşmesinde davacının 400YTL aylık ücretle düz işçi olarak çalışacağı öngörülmüştür. Bu durumda davacının işyerinde çalıştığı süre içinde fiilen yaptığı işi ve unvanı, aynı yerde davacının mesaisini belirleyen daha üst konumunda bir görevli olup olmadığı yönlerinden tereddüt ortaya çıkmıştır. Mahkemece bu konu üzerinde yeterince durulmuş değildir. Bu yönlerden varsa organizasyon şemasının, celbi ile diğer deliller toplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
3-Hüküm altına alınan ücret alacağı için 4857 sayılı İş Kanununun 34. maddesi uyarınca bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi gerekirken yasal faize dair hüküm tesisi hatalı olup ayı, bir bozma nedenidir...”) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda kısmen direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI


Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :

Dava, kıdem ve ihbar tazminat ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücret alacağı istemine ilişkindir.
Davalı, davacının kendi isteği ile ve tüm haklarını alarak işten ayrıldığı ve bu konuda ibraname verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Yerel Mahkemenin, ihbar ve kıdem tazminat taleplerinin kabulüne, diğer taleplerin reddine dair verdiği karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Daire’ce sair temyiz itirazlarının reddiyle, ihtirazi kayıtta imzalanan ibranamenin borcu sona erdirici etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davacı lehine bozulmuştur. Yerel Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan incelemede sonrasında, ihbar lehine bozulmuştur. Yerel Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonrasında, ihbar ve kıdem tazminatları yanında yıllık izin ücreti talebi de kabul edilmiş, ancak davacının işveren vekili sıfatıyla hareket ettiği gerekçesiyle fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı taleplerinin reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire’ce metni yukarıya aynen alınan ilamla, davacının fiilen yaptığı işi ve ünvanı ile aynı yerde mesaisini belirleyen daha üst konumda bir görevli olup olmadığı yönlerinin yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle davacı lehine bozulmuştur. Yerel Mahkemece, bozma ilamının faize ilişkin kısmına uyulmasına karar verilmekle birlikte, davacının işveren temsilcisi sıfatıyla, üst düzey yönetici olarak çalıştığının tartışmasız olduğu gerekçesiyle bozma kararına karşı kısmen direnilmiştir.

Uyuşmazlık; davacının üst düzey yönetici konumunda çalışıp çalışmadığı yönünden yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktasında
toplanmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 4.maddesinde; işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimseler işveren vekili olarak tanımlanmış, Kanunun 18. maddesinde ise; işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekillerine ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.12.2008 gün ve 2008/9-774-785 ve 15.11.2006 gün ve 2006/9-676-727 sayılı kararlarında da açıkça benimsendiği üzere, işyerinde üst düzey konumda çalışan işçinin, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanılması olanaklı değildir. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici veya şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden yasal sınırları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar.

Somut olayda, davalı şirket merkezinin Ankara’da olduğu, davacının çalıştığı işyerinin ise Diyarbakır’da bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin Diyarbakır’da bulunan işyeri bakımından değerlendirilmek üzere davacının bu işyerinin bütününü sevk ve idare edip etmediği, işe alma ve çıkarma yetkisi olup olmadığı ile aynı yerde kendisine görev ve talimat vererek denetleyen, çalışma saatlerini belirleyen yönetici veya şirket ortağı bulunup bulunmadığı hususları açıklığa kavuşturulmalıdır.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular gözetilerek, davalı işveren şirketin Diyarbakır işyerine ait organizasyon şeması ile resmi kuruluşlara ibraz edilmek üzere hazırlanan temsil ve yetki belgeleri celbedilip incelenerek, toplanacak diğer deliller ile birlikte değerlendirilip davacının işveren vekili veya temsilcisi olup olmadığının araştırılması bu görevlerin kimler tarafından yerine getirildiği tespit edilerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücret alacağı talebi yönünden karar verilmesi gerekirken, açıklanan gerekçe ile önceki kararda kısmen direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 29.04.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.