HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI - ISLAH DİLEKÇESİ DAVALI VEKİLİNE TEBLİĞ EDİLMEDEN HÜKÜM KURULMASI

HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI - ISLAH DİLEKÇESİ DAVALI VEKİLİNE TEBLİĞ EDİLMEDEN HÜKÜM KURULMASI

T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
2022/15666 E.
2023/32 K.
9.1.2023 T.

HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI ( Davalı Tarafça Dosyaya Vekil İle Temsili Gösterir Vekâletname Sunulmasına Karşın Dosya Kapsamında Alınan Bilirkişi Raporu İle Davacı Vekili Tarafından Sunulan Islah Dilekçesinin Davalı Vekiline Tebliğ Edilmeden Hüküm Kurulduğu Anlaşılmakla Mahkemece Davalı Vekiline Usulüne Uygun Olarak Bilirkişi Raporu ve Islah Dilekçesi Tebliğ Edilip Davalı Tarafın Bilirkişi Raporuna ve Islah Dilekçesine Karşı Beyanları Alındıktan ve Varsa İtirazları Değerlendirildikten Sonra Bir Karar Verilmesi Gereği )

ISLAH DİLEKÇESİ DAVALI VEKİLİNE TEBLİĞ EDİLMEDEN HÜKÜM KURULMASI ( Mahkemece Davalı Vekiline Usulüne Uygun Olarak Bilirkişi Raporu ve Islah Dilekçesi Tebliğ Edilip Davalı Tarafın Bilirkişi Raporuna ve Islah Dilekçesine Karşı Beyanları Alındıktan ve Varsa İtirazları Değerlendirildikten Sonra Karar Verileceği )

6100/m.27

ÖZET: Uyuşmazlık; davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı ve davaya konu taleplerin ispatı ve hesabı noktalarındadır.

Taraflar arasında hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip edilmediği uyuşmazlık konusudur. Davalı tarafça dosyaya vekil ile temsili gösterir vekâletname sunulmasına karşın dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinin, davalı vekiline tebliğ edilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece; davalı vekiline usulüne uygun olarak bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi tebliğ edilip davalı tarafın bilirkişi raporuna ve ıslah dilekçesine karşı beyanları alındıktan ve varsa itirazları değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR : I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, ücretlerinin büyük bir kısmının ödenmediğini, davacının haftalık yasal çalışma saatini aşan fazla çalışma yaptığını, ... bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, ... bayram ve genel tatil ücreti, yılık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ... sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının fazla çalışma yaptığına ile ... bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığına ilişkin iddiasını tanık anlatımları ile ispatladığı, davacının kıdemine göre 56 gün yıllık izin hakkı bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesinin vekile tebliğ edilmesi gerekirken bu kurala uyulmadığını, davacının tanık beyanları dışında iddialarını ispata yarar hiçbir kanıtı bulunmadığını, söz konusu tanıkların da müvekkili Şirkete karşı davası olan tanıklar olduğunu, kış mevsiminde çalışma yapılmadığını, ... sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğini, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının tüm ödemelerinin düzenli olarak yapıldığını belirterek Mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı ve davaya konu taleplerin ispatı ve hesabı noktalarındadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesiyle 439. maddesinin ikinci fıkrası.

2. 6100 Sayılı Kanun'un 27. maddesi.

3. Dairemizin 22.12.2020 tarihli ve 2020/3985 Esas, 2020/19569 Karar sayılı ilâmında hukuki dinlenilme hakkına ilişkin Dairece benimsenen yerleşik ilkeler şu şekilde ifade edilmiştir:

"...

Savunma hakkı Anayasa'mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde 'Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.' düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.

İddia ve savunma hakkı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesiyle usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın 'açıklama ve ispat hakkı'nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan 'Hukuki Dinlenilme Hakkı' gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.

Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının ... biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.

..."

3. Değerlendirme

1.Taraflar arasında hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip edilmediği uyuşmazlık konusudur. Bu bağlamda ilâmın İlgili Hukuk kısmının (3) numaralı paragrafındaki Dairemiz kararında açıklanan yerleşik ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapıldığında; davalı tarafça dosyaya vekil ile temsili gösterir 02.05.2011 tarihli vekâletname sunulmasına karşın dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinin, davalı vekiline tebliğ edilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

2. Şu hâlde Mahkemece; davalı vekiline usulüne uygun olarak bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi tebliğ edilip davalı tarafın bilirkişi raporuna ve ıslah dilekçesine karşı beyanları alındıktan ve varsa itirazları değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.