BOŞANMA - ZİNA - NÜFUS KAYDI DELİLİ

BOŞANMA - ZİNA - NÜFUS KAYDI DELİLİ

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

2023/974 E.
2023/3650 K.
5.7.2023 T.

BOŞANMA ( Yargılama Sırasında Davalı Davacı Erkeğin Dava Dışı Kadından Olan Çocuğu Tanıdığı Nüfus Kayıtlarından Anlaşılmakla Davacı Davalı Kadının İse Dava Dışı Kadın İle Erkeğin Zinası Vakıasına Dava Dilekçesinde Dayanmadığı Gibi Erkeğin Tanıdığı Çocuğun Dava Tarihinden 21 Ay Sonra Doğduğu Yani Dava Tarihinden Sonra Ana Rahmine Düştüğü Anlaşılmakla Bu Vakıanın Ancak Ayrı Bir Dava Konusu Yapılabileceği Değerlendirilmeden Nüfus Kaydı Deliline Dayandığı Gerekçesi İle Davacı Davalı Kadının Zinaya İlişkin Talebin Kabulüne Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )

ZİNA ( Boşanma - Davacı Davalı Kadının Dava Dışı Kadın İle Erkeğin Zinası Vakıasına Dava Dilekçesinde Dayanmadığı Gibi Erkeğin Tanıdığı Çocuğun Dava Tarihinden 21 Ay Sonra Doğduğu Yani Dava Tarihinden Sonra Ana Rahmine Düştüğü Anlaşılmakla Bu Vakıanın Ancak Ayrı Bir Dava Konusu Yapılabileceği Değerlendirilmeden Nüfus Kaydı Deliline Dayandığı Gerekçesi İle Davacı Davalı Kadının Zinaya İlişkin Talebin Kabulüne Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )

NÜFUS KAYDI DELİLİ ( Yargılama Sırasında Davalı Davacı Erkeğin Dava Dışı Kadından Olan Çocuğu Tanıdığı Nüfus Kayıtlarından Anlaşılmakla Davacı Davalı Kadının İse Dava Dışı Kadın İle Erkeğin Zinası Vakıasına Dava Dilekçesinde Dayanmadığı Gibi Erkeğin Tanıdığı Çocuğun Dava Tarihinden 21 Ay Sonra Doğduğu Yani Dava Tarihinden Sonra Ana Rahmine Düştüğü Anlaşılmakla Bu Vakıanın Ancak Ayrı Bir Dava Konusu Yapılabileceği Değerlendirilmeden Nüfus Kaydı Deliline Dayandığı Gerekçesi İle Davacı Davalı Kadının Zinaya İlişkin Talebin Kabulüne Karar Verilmesinin İsabetsizliği )

4721/m.161,162,166

6098/m.50,51

ÖZET: Uyuşmazlık, asıl davanın zina hukuki nedenine dayalı olarak kabulüyle kadın yararına tazminat ve nafaka verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, şartları var ise miktarlarının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı, terditli açılan davalar yönünden de kabul hükmü kurulup kurulamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davacı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca açtığı boşanma davasının kabulüne, 161. ve 162. maddelerine dayalı boşanma talepleri ile davalı davacı erkeğin karşı boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Tarafların istinaf kanun yoluna başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun'un 161. maddesine dayalı boşanma davası ve tazminatların miktarına yönelik istinaf talebinin kabulüyle erkeğin tüm kadının sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun'un 161. maddesi uyarınca açtığı boşanma davasının nüfus kaydı deliline dayanmak sureti ile ispatlandığı gerekçesi ile kabulüne karar verilmiş ise de, davacı davalı kadın dava dilekçesinde zina vakıasına dayanmış olup dosya kapsamına göre bu vakıayı ispatlayamamıştır. Yargılama sırasında davalı davacı erkeğin başka kadından olan çocuğu tanıdığı nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacı davalı kadın ise Hilal isimli kadın ile erkeğin zinası vakıasına dava dilekçesinde dayanmadığı gibi erkeğin tanıdığı çocuğun dava tarihinden 21 ay sonra doğduğu yani dava tarihinden sonra ana rahmine düştüğü anlaşılmakla bu vakıanın ancak ayrı bir dava konusu yapılabileceği değerlendirilmeden nüfus kaydı deliline dayandığı gerekçesi ile davacı davalı kadının zinaya ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına ve erkeğin davasının reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince erkek vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen esastan reddine ve kısmen kabulüyle infazda tereddüt yaratmamak amacıyla kararın tamamının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR : I. DAVA

Davacı-karşı davalı kadın vekili dava ve karşı davaya cevap dilekçelerinde; erkeğin sürekli başkalarının yanında kadını küçük düşürdüğünü, kadına hakaretler ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, erkeğin çocuğu zaman kadın ve çocukları ile ilgilenmediğini, A. K. isimli bir kadınla evlilik dışı bir ilişki yaşamaya başladığını, akşamları eve geldiğinde kimseyle konuşmadan odaya çekilerek cep telefonuyla saatlerce mesajlaştığını, kadının evlilik dışı ilişkiyi öğrendiğinde üçüncü kişi olan A. K.'yı aradığını ve ilişkiyi sonlandırmasını istediğini, ancak ilişkiye devam edeceği cevabını aldığını, erkeğin bazı geceler eve gelmemesi üzerine kadının 02.04.2016 tarihinde erkeğin iş yerine gittiğini, erkek ve A. K. tarafından darp edildiğini ve çalışanlar tarafından kurtarıldığını, erkek ve A. K. tarafından küçük düşürücü şekilde kovulduğunu, buna ilişkin savcılığa şikayette bulunduğunu ve darp raporu aldığını, ceza davası açıldığını, A. K. ve davalı erkeğin evlilik dışı ilişkilerinin devam ettiğini belirterek 4721 Sayılı Türk Medeni Kanun'un 161. yahut 162. ve sabit görülmediği takdirde 166. maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuk ...'in velâyetinin kadına verilmesine ve çocuk için aylık 5.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesine, kadın yararına 10.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, 500.000.00 TL maddî 500.000.00 TL manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçek dışı olduğunu, evliliğin başından bu yana kadının erkeği her zaman hor gördüğünü, aşağıladığını, küçümsediğini, sürekli "topal" diye hitap ettiğini, kadının ortak çocukları ...'in dünyaya geldiği 2000 yılından itibaren "terlisin, kokuyorsun, sigara içiyorsun, horluyorsun" gibi gerekçelerle yatağını ayırdığını, her tartışmada çocukları da alarak evi terk ettiğini, erkeğin son birkaç yılda maddî açıdan ferahlamış olmasını fırsat bilip para koparma amacıyla bu davayı açtığını, evlilik süresince de ekonomik durumu aşan harcamalar yaptığını, A. K. isimli bayanla bir ilişkisinin söz konusu olmadığını, bu bayanın iş yerinde çalışmasının sürekli kavga konusu olduğunu ve işten çıkartılması için baskı yaptığını, kadının erkeğin iş yerine gelerek bağırarak taşkınlık yaptığını, A. K.'ya ve erkeğe terlikle saldırarak darp ettiğini, çalışanların önünde erkeği küçük düşürdüğünü, kadının ve ortak kızlarının A. K.'nın evini taşladıklarını, sokakta yakalayarak darp edip çırılçıplak soyduklarını, erkeğin bu olaylardan sonra annesi ile birlikte yaşamaya başladığını ancak kadının ortak çocuk ...'in okulda sorunlar yaşadığını ve psikolojisinin olumsuz etkilendiğini belirterek erkeği eve çağırması üzerine eve döndüğünü, dini nikahın düşmüş olduğunu ve kadının tekrar dini nikah kıyılması için baskı yaptığını, kadının olumsuz davranışlarının devam etmesi üzerine tekrar müşterek konuttan ayrıldığını belirterek 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuk ...'in velâyetinin erkeğe verilmesine, 500.000,00 TL maddî ve 500.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanlarına göre erkeğin kadına hakaret ettiği, şiddet uyguladığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, iş yerinde çalışan biri ile ilişkisi olduğuna dair söylentiler çıktığı, bu söylentilere rağmen bu bayanla gece geç saatlere kadar işyerinde durduğu, bayanı evine bıraktığı, söylentiler üzerine davacı davalı kadının işyerine gitmesi sonrasında erkeğin şiddet uyguladığının anlaşıldığı, bu nedenle erkeğin güven sarsıcı davranışları ve birlik görevlerini yerine getirmemesi, hakaret ve şiddet uygulaması nedeniyle boşanmaya neden olaylarda tam kusurlu kabul edildiği, kadına yüklenecek bir kusur bulunmadığı, kadın tarafından zina sebebiyle boşanma davası açılmış ise de dinlenen tanık beyanlarından dava dilekçesinde iddia edilen erkeğin A. K. isimli bayanla gayri resmi bir birlikteliğinin ispat edilemediği, ancak erkeğin işyerinde çalışan bu bayanla işveren -işçi ilişkisinin dışında samimi bir ilişki içerisinde olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğu, bu durumun güvensarsıcı davranış oluşturduğu, erkeğin tarafların ayrı yaşadıkları dönemde başka bir bayanla ilişkisi olduğunun ve bu bayandan evlilik dışı bir çocuğunun dünyaya geldiğinin tanık beyanları, nüfus kayıtları ve kadın vekilinin beyanları ile sabit olduğu ancak bu iddianın dava dilekçesinde ileri sürülmediği, sonradan bu hususta ayrı bir dava da açılmadığı gerekçesi ile kadının zina iddiasını ispat edemediği kanaatine varılarak davacı davalı kadının zina nedeniyle boşanma talebinin reddine, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, haysiyetsiz hayat sürme nedenine dayalı boşanma talebinin de ispat edilemediğinden reddine, 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi birinci fıkrasına göre kadının davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, erkeğin karşı davasının reddine, ortak çocukları ...'in dava sırasında reşit olması nedeniyle velâyet ve iştirak nafakası hususunda karar verilmesine yer olmadığına, erkeğin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak kadın yararına aylık 3.000,00 TL tedbir nafakası ile kusur durumu ve boşanmayla yoksulluğa düşeceği kanaatine varılarak kadın yararına aylık 4.000,00 TL yoksulluk nafakasına, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak kadının tazminat taleplerinin kısmen kabulüyle 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı davalı kadın vekili; zinanın varlığının tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, erkeğin iş yerinde sevgilisi ile kadını darp etmesi nedeni ile 4721 Sayılı Kanun'un 162. maddesine göre de davanın kabul edilmesi gerektiğini, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakaları ile tazminatların miktarının düşük olduğunu, erkeğin sayısız taşınmazının bulunduğunu belirterek 4721 Sayılı Kanun'un 161. ve 162. maddelerine dayalı davasının reddi, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile tazminatların miktarı yönlerinden kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı-davacı erkek vekili; evliliğin aslında uzun süredir yolunda gitmediğini ancak erkeğin son zamanlarda maddî açıdan feraha ulaşması nedeni ile para koparmak amacıyla boşanma davasının açıldığını, kusurlu bir davranışının olmadığını, asıl kusurun kadında olduğunu, bu nedenle asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen tedbir ve iştirak nafakalarının engeli ve ekonomik krizde olması nedeni ile yüksek olduğunu, tazminat talebinin koşullarının oluşmadığını belirterek kararın kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakaları ile maddî ve manevî tazminatlar, karşı davanın reddi yönlerinden bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı davalı kadın tarafından delil olarak dayanılan nüfus kayıtlarından erkeğin tanıma senedi ile evlilik dışı doğan çocuğu tanıdığı, bu durumda erkeğin zina eyleminin ispatlandığı, kadının davasının 4721 Sayılı Kanun'un 161. madde göre kabulü gerektiği halde davanın 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi birinci fıkrasına göre kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu, kadının 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi birinci fıkrası ve 162. maddelerine dayalı boşanma davası konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, zina eden, hakaret eden ve şiddet uygulayan erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusurunun ispat edilemediği, bu nedenle erkeğin davasının reddinin usul ve yasaya uygun olduğu, kadın lehine takdir edilen tedbir ve yoksulluk nafakalarının miktarlarının hakkaniyete uygun olduğu, ancak hükmedilen maddî ve manevî tazminatların miktarının tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesine göre az olduğu gerekçesi ile kadının nafakaların miktarına ve erkeğin kusur tespiti, kabul edilen kadının davası ve fer'îleri, kendi davasının reddine yönelik istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine, kadının 4721 Sayılı Kanun'un 161. maddesine dayalı boşanma davası ve tazminatların miktarına yönelik istinaf taleplerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının infazda tereddüt yaratmamak için yeniden hüküm kurulması zorunlu olduğundan bütünüyle kaldırılmasına, davacı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun'un 161. maddeye dayalı boşanma davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi birinci fıkrası ve 162. maddelerine dayalı boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, erkeğin davasının reddine, ortak çocuk ...'in dava sırasında reşit olması nedeni ile velâyet ve iştirak nafakası hususunda karar verilmesine yer olmadığına, kadın lehine aylık 3.000,00 TL tedbir ve 4.000,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, kadın lehine 200.000,00 TL maddî ve 150.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı-davalı kadın vekili, zina hukuki nedenine dayalı olarak verilen kabul kararının doğru olduğunu, ancak zina eylemini yaptığı kabul edilse dahi erkeğin pek kötü davranış sergilediğinin sabit olduğunu, davanın zina yanında 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi birinci fıkrası ve 162. maddelerine göre de davanın kabulünün gerektiğini, hükmedilen tazminatların miktarının düşük olduğunu, erkeğin çok sayıda taşınmazı ve aracı olduğunu, bu nedenle hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakalarının da düşük olduğunu belirterek davanın 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesi birinci fıkrası ve 162. maddelerine göre de davanın kabulünün gerektiği, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakalarının miktarı ile maddî ve manevî tazminatların miktarı yönlerinden temyiz edilmiştir.

2.Davalı-davacı erkek vekili, zina hukuki sebebine dayalı olarak davanın kabulünün hatalı olduğu, kadının dava dilekçesinde erkeğin A. K. ile ilişkisinden bahsedildiği ve bu kadınla zina eyleminin ispatlanamadığını, tanıma senedi ile nüfusa kaydettirilen çocuğun annesinin adının Hilal olduğunu, dava açıldıktan 13 ay sonra çocuğun anne karnına düştüğünü, bu kadından dava dilekçesinde bahsedilmediğini, bu konuda öğrenmeden 6 aylık süre içerisinde ayrı bir dava konusu yapılmadığını, kadının tam kusurlu olduğunu ve asıl davanın kabulünün hatalı olduğunu, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakaları ile maddî ve manevî tazminatların kaldırılması gerektiğini belirterek asıl davanın 4721 Sayılı Kanun'un 161. maddesine dayalı olarak kabulü, kusur tespiti, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakaları ile maddî ve manevî tazminatlar yönlerinden istinaf etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl davanın zina hukuki nedenine dayalı olarak kabulüyle kadın yararına tazminat ve nafaka verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, şartları var ise miktarlarının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı, terditli açılan davalar yönünden de kabul hükmü kurulup kurulamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 Sayılı Kanun'un 4. maddesi, 161. ve 162. maddeleri, 166. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174. ve 175. maddesi. 6100 Sayılı Kanun'un 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddesi. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davacı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca açtığı boşanma davasının kabulüne, 161. ve 162. maddelerine dayalı boşanma talepleri ile davalı davacı erkeğin karşı boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Tarafların istinaf kanun yoluna başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun'un 161. maddesine dayalı boşanma davası ve tazminatların miktarına yönelik istinaf talebinin kabulüyle erkeğin tüm kadının sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı davalı kadının 4721 Sayılı Kanun'un 161. maddesi uyarınca açtığı boşanma davasının nüfus kaydı deliline dayanmak sureti ile ispatlandığı gerekçesi ile kabulüne karar verilmiş ise de, davacı davalı kadın dava dilekçesinde... isimli kadın ile erkeğin zinası vakıasına dayanmış olup dosya kapsamına göre bu vakıayı ispatlayamamıştır. Yargılama sırasında davalı davacı erkeğin Hilal isimli kadından olan çocuğu tanıdığı nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacı davalı kadın ise Hilal isimli kadın ile erkeğin zinası vakıasına dava dilekçesinde dayanmadığı gibi erkeğin tanıdığı çocuğun dava tarihinden 21 ay sonra doğduğu yani dava tarihinden sonra ana rahmine düştüğü anlaşılmakla bu vakıanın ancak ayrı bir dava konusu yapılabileceği değerlendirilmeden nüfus kaydı deliline dayandığı gerekçesi ile davacı davalı kadının zinaya ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen kadının davası ve fer'îler yönünden tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

İstek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.07.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.