ARABULUCUNUN İŞÇİ İLE ARABULUCULUK SÜRECİNDE TELEFONLA GÖRÜŞMÜŞ OLMASI VE TELEFON GÖRÜŞMELERİ NETİCESİNDE MUTABAKATA VARILMASI ARABULUCULUK TUTANAĞININ SIHHATİNİ ETKİLEYECEK BİR OLGU OLARAK KABUL EDİLEMEZ

ARABULUCUNUN İŞÇİ İLE ARABULUCULUK SÜRECİNDE TELEFONLA GÖRÜŞMÜŞ OLMASI VE TELEFON GÖRÜŞMELERİ NETİCESİNDE MUTABAKATA VARILMASI ARABULUCULUK TUTANAĞININ SIHHATİNİ ETKİLEYECEK BİR OLGU OLARAK KABUL EDİLEMEZ

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

2023/9459 E

2023/12441 K.

20.09.2023 T.

BİR TAKIM İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ İSTEMİ

ARABULUCUNUN İŞÇİ İLE ARABULUCULUK SÜRECİNDE TELEFONLA GÖRÜŞMÜŞ OLMASININ VE TELEFON GÖRÜŞMELERİ NETİCESİNDE MUTABAKATA VARILMASININ ARABULUCULUK TUTANAĞININ SIHHATİNİ ETKİLEYECEK BİR OLGU OLARAK KABUL EDİLEMEYECEĞİ

İBRAYA İLİŞKİN HÜKÜMLERİN ARABULUCULUK ANLAŞMA TUTANAĞINA VE BU MÜESSESEYE UYGULANMASININ MÜMKÜN OLMADIĞI

ARABULUCULUK FAALİYETİ SONUNDA ANLAŞMAYA VARILDIĞINDAN ÜZERİNDE ANLAŞILAN HUSUSLAR HAKKINDA TARAFLARCA DAVA AÇILAMAYACAĞI GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN YERİNDE OLDUĞU

ÖZETİ: Dava, bir takım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. İhtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı sonrasında tutanakta yer alan miktarın işveren tarafından işçiye banka kanalıyla ödenmiş olduğu, arabuluculuk tutanağında işçi ile telefonla yapılan görüşmeler neticesinde anlaşmaya varıldığına işaret edildiği, işçinin iradesinin fesada uğratıldığına dair herhangi bir somut delilin bulunmadığı, bunun yanında Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesindeki ibraya ilişkin hükümlerin arabuluculuk anlaşma tutanağına ve bu müesseseye uygulanmasının mümkün olamayacağı, arabulucunun işçi ile arabuluculuk sürecinde telefonla görüşmüş olmasının ve telefon görüşmeleri neticesinde mutabakata varılmasının arabuluculuk tutanağının sıhhatini etkileyecek bir olgu olarak kabul edilemeyeceği, dava konusu edilen ancak ihtiyari arabuluculuk ile üzerinde anlaşılan taleplerle ilgili dava açılamayacağı gerekçesiyle işçi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışında Sırbistan'da konut projesinde 04.07.2020-26.10.2020 tarihleri arasında kalıpçı ustası olarak çalıştığını, aylık net 2.000,00 Euro ücret aldığını, ancak çalıştığı süre boyunca kendisine sadece 1.400,00 Euro ödendiğini, ... sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, ayrıca haftanın 7 günü 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, ... yoğunluğu nedeniyle haftanın 3 günü 18.00-22.00 arası çalıştığını, ... bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek ihbar tazminatı ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ihtiyari arabuluculuk anlaşması sonucunda davacı ile anlaşarak alacaklarının ödendiğini, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, aylık 2.000,00 Euro ücret aldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; ... mahkemelerinin kanuni şartları haiz olmayan arabuluculuk tutanaklarının geçersizliği ile tutanakların iptaline bakmakla görevli olduğunu, telefon ile yapıldığı iddia olunan arabuluculuk görüşmesine itibar edilemeyeceğini, kanunda böylesi bir toplantı usulünün bulunmadığını, arabuluculuk tutanaklarında işveren taraf ile görüşme gerçekleştirildiğine dair bir ibarenin yer almadığını, salt işçi ile arabulucu arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesi ile tutanak düzenlenmesinin usule aykırı olduğunu, zira arabuluculuk kurumunun temelinde müzakere ortamının yattığını, davalı tarafça seri dosyalarda aynı gün içerisinde seri olarak arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirildiğinin iddia olunduğunu, bu iddianın dahi gerekli müzakere ortamının oluşmadığının göstergesi olduğunu, müvekkilinin arabuluculuk kurumu ve hukuki sonuçları hakkında bilgilendirilmediğini, hakkın kötüye kullanılması mahiyetindeki işyeri uygulamasına karşın işçilerin hak ve kayıplarının önüne geçilmesinin gerektiğini, ihtiyari arabuluculuk tutanağı incelendiğinde arabulucuya kimin başvurduğunu ve neden başvurulduğunu, talep edilen alacak kalemlerinin toplantı günü, yeri ve saatinin belli olmadığını, alacak kalemleri ... ... yazılmadan hangi alacak kalemine karşılık ne kadar ödeme yapılacağı belirtilmeden düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersiz olduğunu, davalı Şirket ile ihbar olunan Şirket arasında devam eden Savcılık soruşturmasında ihbar olunan Şirket yetkilisi tarafından ücretlerini alamayan ve zor durumda bulunan işçilerin işbu tutanaklara imza atmak zorunda kaldıklarının açıkça beyan edildiğini, müvekkilinin ücretinin aylık net 2.000,00 Euro olduğunu, bir kısım işçilerle ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalanmış ise de işçilere toplam ücret alacaklarının yarısının dahi ödenmediğinin ihbar olunan Şirket tarafından kabul edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı sonrasında tutanakta yer alan miktarın davalı işveren tarafından 31.12.2020 tarihinde davacı işçiye banka kanalıyla ödenmiş olduğu, arabuluculuk tutanağında davacı ile telefonla yapılan görüşmeler neticesinde anlaşmaya varıldığına işaret edildiği, davacının iradesinin fesada uğratıldığına dair herhangi bir somut delilin bulunmadığı, bunun yanında 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 420 nci maddesindeki ibraya ilişkin hükümlerin arabuluculuk anlaşma tutanağına ve bu müesseseye uygulanmasının mümkün olamayacağı, arabulucunun davacı işçi ile arabuluculuk sürecinde telefonla görüşmüş olmasının ve telefon görüşmeleri neticesinde mutabakata varılmasının arabuluculuk tutanağının sıhhatini etkileyecek bir olgu olarak kabul edilemeyeceği, dava konusu edilen ancak ihtiyari arabuluculuk ile üzerinde anlaşılan taleplerle ilgili dava açılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava konusu taleplere yönelik ihtiyari arabuluculuk faaliyeti neticesinde geçerli bir anlaşma sağlanıp sağlanmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18 inci maddesinin beşinci fıkrası şöyledir:

"(Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz."

3. 6098 sayılı Kanun'un 27, 30, 39 ve 420 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.