TOPLANTI VE GÖSTERİLERDE TERÖR ÖRGÜTÜ PROPAGANDASI YAPILMASI NEDENİYLE HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMANIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İHLAL ETMEDİĞİ

TOPLANTI VE GÖSTERİLERDE TERÖR ÖRGÜTÜ PROPAGANDASI YAPILMASI NEDENİYLE HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMANIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İHLAL ETMEDİĞİ

 

Olaylar

Başvurucu, Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist-Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TKP/ML-TİKKO) terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır.

Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme), başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ayrıca üç ayrı tarihte işlediği terör örgütünün propagandasını yapma suçundan ayrı ayrı 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

İddialar

Başvurucu, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin gerekliliği hususunda ilgili ve yeterli bir gerekçelendirme yapılmadığını ayrıca eylemlerinin neden mahkumiyetinde delil olarak değerlendirildiğinin ortaya konulmadığını belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

1. Terör Örgütünün Propagandasını Yapma Suçu Yönünden

Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kararında propaganda suçunun soyut tehlike suçu olarak kabul edilmesinin başta ifade özgürlüğü olmak üzere anayasal hak ve özgürlükler üzerinde bir baskı oluşturma potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekmiştir. Bu sebeple bir propaganda faaliyetinin cezalandırılabilmesi için olayın somut koşullarında belirli oranda tehlikeye neden olduğunun gösterilmesi gerekir.

Bununla birlikte terör, başta ifade özgürlüğü olmak üzere demokratik toplumun tüm değerlerine düşmandır. Bu nedenle terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştıran, öven ya da bunlara teşvik eden sözler ifade özgürlüğü kapsamında görülemez.

Başvurucu, terör örgütü propagandası suçuna konu sloganları büyük kalabalıkların bulunduğu ortamlarda atmış, örgüt kurucusunun silüetinin bulunduğu afişleri toplantılarda taşımış, şehrin cadde ve sokaklarına asmıştır. Başvurucu, söz konusu toplantılarda örgütün şiddete karışmış üyelerini ve yöneticilerini övmüş ve bu kişilerin faaliyetlerini desteklemiş, terör örgütü liderinin ve çatışmada öldürülen teröristlerin anıldığı toplantılarda kalabalıkları yönlendirmiştir. Ayrıca toplantılardan birinde örgütün kurucusu lehine sloganlar attıktan sonra bir polis memuruna saldırarak onu yaralamış, son olarak bir öğrenci yurdunda gerçekleşen ve içinde şiddet barındıran gösteri sırasında öğrencilerin eylem iradelerini güçlendirici açıklamalarda ve faaliyetlerde bulunmuştur.

Söz konusu sloganlarla, açıklamalarla ve faaliyetlerle başvurucu, terör hareketini onaylamak, gerçekleştirilen eylemleri kahramanca davranışlar olarak sunmak ve terör örgütünün silahlı çatışmalarda ölen mensuplarını eylemleri ve örgütsel rolleri bağlamında yüceltmek amacıyla hareket etmiştir. 

Davranışları ve açıklamaları bir bütün olarak ele alındığında, başvurucunun, bir terör örgütünün sesinin başkalarına duyurulmasını sağlama çabaları soyut bir tehlike olarak görülemez. İlk derece mahkemesinin başvurucunun cezalandırılmasını gerekçelendirmek için sunduğu nedenlerin bu tür bir mahkûmiyeti haklı göstermek için ilgili ve yeterli olduğu kanaatine varılmıştır.

Başvurucunun ayrı tarihlerde yaptığı her bir propaganda eylemi için ayrı ayrı hapis cezası ile cezalandırılması şeklindeki müdahalenin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiği gibi orantılı da olduğu; müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir.

2. Terör Örgütüne Üye Olma Suçu Yönünden

Bir kişinin yasa dışı örgüt üyeliği suçundan cezalandırılabilmesi için henüz ayrı bir suç işlemiş olması gerekmez. Örgüt üyeliği başlı başına cezalandırılan bir suçtur.

İlk derece mahkemesi, başvurucunun on üç farklı eylemini terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirmiş; eylemlerin, şiddetin geçerli ve etkili bir yöntem olduğu görüşünün toplum içinde yayılmasını ve terör eylemlerine neden olan fikir ve kanaatlerin kökleşmesini sağlamak amacını taşıdığı kanaatine ulaşmıştır. Mahkeme, başvurucunun şikâyete konu eylemlerinin delil olarak değerlendirilmesini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile göstermiştir.

Anayasa Mahkemesi, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararı dolayısıyla ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

>> Anayasa Mahkemesinin 5/11/2020 Tarihli ve 2015/15672 Başvuru Numaralı Kararı

Toplantı ve Gösterilerde Terör Örgütü Propagandası Yapılması Nedeniyle Hapis Cezası ile Cezalandırılmanın İfade Özgürlüğünü İhlal Etmediği