MEMNU HAKLARIN İADESİ KARARI ALAN 'SİLAH TAŞIMA RUHSATI' ALABİLİR Mİ?

MEMNU HAKLARIN İADESİ KARARI ALAN 'SİLAH TAŞIMA RUHSATI' ALABİLİR Mİ?

Danıştay, hakkında memnu hakların iadesi kararı verilmiş kişiler açısından, memnu hakların iadesi kararının asıl cezayı silmediğini belirterek, bu durumun bir hak niteliğinde olmayan silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesini gerektirmeyeceğini belirtmiştir.

Davacının silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 29/12/2012 tarih ve 52034 saydı İzmir Valiliği işleminin iptali için açılmıştır.

Bu işlemin yasal dayanağı olan, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "...affa uğramış olsalar veya mahkümiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez." düzenlemesinin iptali de istenilmiştir.

Danıştay Onbeşinci Dairesi davayı aşağıdaki gerekçelerle reddetmiştir:

Silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış bir hak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Silah taşımanın ya da bulundurmanın gerek kişinin kendisi gerekse toplum için taşıdığı riskler göz önünde bulundurulduğunda, belli nitelikteki suçları işleyen kişilerin ömür boyu silah ruhsatından mahrum bırakılmasında kamu yararına aykırı bir husus bulunmamaktadır.

Davacı hakkında memnu hakların iadesi kararı verilmiş ise de, memnu hakların iadesi kararının asıl cezayı silmediği, ancak kamu haklarından yasaklı olma ve bazı konularda ehliyetsiz kılınma gibi bir kısım süresiz hak mahrumiyetlerinin geleceğe dönük olarak ortadan kaldırılmasını ifade ettiği göz önünde bulundurulduğunda, bu durumun bir hak niteliğinde olmayan silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesini gerektirmez.

T.C.

DANIŞTAY

İdari Dava Daireleri Kurulu

2018/1841 E.

2019/2122 K.

Temyiz Eden (Davacı) : ...

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalılar) : 1- Cumhurbaşkanlığı (Başbakanlık) Vekilleri:

2- İçişleri Bakanlığı

3- İzmir Valiliği

İstemin Konusu: Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin 30/11/2017 tarih ve E:2015/4250, K42017/7067 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Yargılama Süreci:

Dava Konusu İstem: Davacının silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 29/12/2012 tarih ve 52034 saydı İzmir Valiliği işlemi ve bu işlemin dayanağı olan 91/1779 saydı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "...affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez." düzenlemesinin iptali istenilmiştir.

Daire Kararının Özeti: Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin i 30/11/2017 tarih ve E:2015/4250, K:2017/7067 sayılı kararıyla; 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesi hükmüyle, ateşli silahla suç işleyenlerle, taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları kurala bağlandıktan sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesinin öngörüldüğü, bu haliyle de kesinlikle izin verilemeyecekler saptanarak, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verildiği; 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in davaya konu edilen 16. maddesinde; silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumların maddeler halinde sayıldığı, bu kapsamda maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde sayılan suçlardan birinden hüküm giymiş olanlara hiç bir şekilde ateşli silahlarla mermilerini taşıma ve bulundurma izni verilmeyeceği, verilmiş ruhsatların iptal edileceğinin kurala bağlandığı; anılan maddenin 2. fıkrasında, 1. fıkranın (a), (b), (c),(d), (e), (f), (g), (h), (ı), (i) ve (ö) bentleri kapsamına girenlere, affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, bu fıkra hükmünün 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlara uygulanmayacağının düzenlendiği; davacının Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 16/11/1988 tarih ve E: 1988/142, K: 1988/210 sayılı kararıyla "PKK adlı yasadışı silahlı çete örgütünün sair efradı olmak, örgüte yardım ve yataklık etmek" suçlarından 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/816 D. İş sayılı kararıyla memnu haklarının iadesine karar verildiği, davacının şirket müdürü olması sebebiyle silah ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun anılan mahkumiyeti gerekçe gösterilerek Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendi uyarınca İzmir Valiliği'nin 29/12/2014 tarih ve 52034 sayılı işlemi ile reddedildiği;

Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak Kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olup, bir temel hak ve özgürlük olarak tanımlanamayacak olan silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış bir hak olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, belirlenen çerçevede, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerektiği; dava konusu Yönetmelik ile silah ruhsatının kimlere verilebileceğinin yanında, kimlerin hangi şartlar altında silah taşıma ruhsatından mahrum bırakılacağının da ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği, silah taşımanın ya da bulundurmanın gerek kişinin kendisi gerekse toplum için taşıdığı riskler göz önünde bulundurulduğunda, belli nitelikteki suçlan işleyen kişilerin ömür boyu silah ruhsatından mahrum bırakılmasında kamu yararına aykırı bir husus bulunmadığı,

Her ne kadar, davacı hakkında memnu hakların iadesi kararı verilmiş ise de, memnu hakların iadesi kararının asıl cezayı silmediği, ancak kamu haklarından yasaklı olma ve bazı konularda ehliyetsiz kılınma gibi bir kısım süresiz hak mahrumiyetlerinin geleceğe dönük olarak ortadan kaldırılmasını ifade ettiği göz önünde bulundurulduğunda, bu durumun bir hak niteliğinde olmayan silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesini gerektirmeyeceği; kaldı ki, gerek 6136 sayılı Kanun, gerekse hukuka aykırı bulunmayan dava konusu Yönetmelikte bir yıldan fazla hapis cezasına mahküm olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette ateşli silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları hüküm altına alındığından, mahkümiyet kararı ortadan kaldırılmayıp, sadece bu mahkümiyet kararı nedeniyle kaybettiği haklan geleceğe dönük olarak kendisine iade edilen davacıya, bu nedenle silah ruhsatı verilemeyeceğinin açık olduğu sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Temyiz Edenin İddiaları:

Davacı tarafından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda süresiz hak yoksunluğuna yer verilmediği, hak yoksunluklarının cezanın infazı tamamlanana dek devam edeceği, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde 5237 sayılı Kanun dışındaki kanunların bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceğinin düzenlendiği, 5237 sayılı Kanun'un hariç tutulmasının uygulamada sorunlara yol açabileceği, dava konusu bireysel işleme esas teşkil eden mahkumiyetinin adli sicil ve arşiv kayıtlarından silindiği, memnu haklarının iadesine karar verildiği, cezasının infazının tamamlandığı ileri sürülmektedir.

Karşı Tarafın Savunması: Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı (Başbakanlık) ve İçişleri Bakanlığı tarafından, Danıştay Onbeşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, İzmir Valiliği tarafından ise savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakiminin Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Hukuki Değerlendirme:

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;

a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz k dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Karar Sonucu:

Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin 30/11/2017 tarih ve E:2015/4250, K:2017/7067 sayılı kararının onanmasına,

3.Kesin olarak, 06/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Memurlar.Net - Özel