HER NE KADAR DAVA KONUSU TAŞINMAZLAR DEVREDILMIŞ OLSA BILE KIRA KAYBI TALEBI YÜKLENICIYE YÖNELTILEBILIR

HER NE KADAR DAVA KONUSU TAŞINMAZLAR DEVREDILMIŞ OLSA BILE KIRA KAYBI TALEBI YÜKLENICIYE YÖNELTILEBILIR

T.C.

Yargıtay

15. Hukuk Dairesi         

2018/901 E. 

2018/1605 K.

    Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi

    Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
    – K A R A R –
    Dava, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nden kaynaklanan tapu iptâli tescil ve kira kaybı nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların sair temyiz itirazlarının reddine,
    2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
    Davacı taraflar arasında Düzenleme Şeklinde Yapılmış Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi bulunduğunu, 30.04.2003 tarihli sözleşme gereğince kendilerine bir daire verileceğini, daha önce görülen davada verilmesi gereken dairenin 5611 ada 4 parselde yer alan binadaki 4. kat 5 numaralı bağımsız bölüm olduğunun anlaşıldığını belirterek bu taşınmazın tapu kaydının iptâli ile davacılar adına tesciline, Haziran 2006 ile dava tarihi arasında geçen süre için şimdilik 10.000 TL kira tazminatının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı davacıların daha önce açtıkları … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/205 (eski esası 2010/387) Esas sayılı dosyasında teslimi talep edip tescili talep etmediklerini, ve teslime dair verilen karar gereğince teslimin yapldığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece davaya konu taşınmaz dava tarihinden önce başka kişiye satıldığından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Açılan davada Düzenleme Şeklinde Yapılmış Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’ne dayanılmış olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme tarihine göre uygulanması gereken 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu 355 ve devamı maddelerde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesi niteliğindeki Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi her iki tarafa da borç yükleyen sözleşmelerden olup sözleşmeden doğan talep haklarının sözleşmenin taraflarınca kullanılması veya sözleşmenin taraflarına yöneltilmesi gerekir. Sözleşmenin tarafı olmayan kişiden talepte bulunulabilmesi için geçerli bir borcun nakli sözleşmesi bulunması, sözleşmenin tarafı olmayan kişinin talepte bulunabilmesi için ise geçerli bir alacağın temliki sözleşmesi bulunması gerekir.Bu açıklamaları Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yönünden değerlendirdiğimizde sözleşmeye konu taşınmaza ilişkin, arsa sahibi tarafından münhasıran tapuda pay devredilmesi sözleşmeden doğan hakların temlik edildiği sonucunu doğurmayacağından arsa sahibinin inşaat sözleşmesinden kaynaklanan hakları ile ilgili olarak dava açma hakkı bulunmaktadır. Pay devralanın dava açabilmesi için, pay devredenin sözleşmeden doğan alacaklarını da temlik etmiş olması gerekir. Bu nedenle arsa sahibinden daire satın alanlar, sözleşmeden doğan hak ve alacaklar yazılı olarak kendilerine temlik edilmediği takdirde yükleniciden gecikme tazminatı isteme hakkına sahip olmadığı gibi eksik ve kusurlu iş bedeli talebinde de bulunabilmesi mümkün değildir. Yükleniciye işin başında arsanın tapusu devredilmiş ise, iş bitirildiğinde bağımsız bölüm tapusu arsa sahibine devredilecek olup, yüklenicinin bu bağımsız bölümü başkasına devretmiş olması halinde, dava konusunun devredilmiş olmasına rağmen arsa sahibinin gecikme tazminatı taleplerini yükleniciye yöneltmesi mümkün olup, taşınmazın devredilmiş olması, yüklenicinin sözleşmeden doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Aynı sözleşmeden kaynaklanmış olsa dahi tapu iptâli davaları yönünden ise durum farklıdır. Tapu iptâlinde davanın konusu bizzat devredilen taşınmaz olduğundan bu davanın tapu kayıt malikine açılması gerekli olup ancak bu şekilde açılan dava sonucu verilecek hüküm infaz kabiliyeti taşıyacağından bu nedenle davalı sıfatı da tapu kayıt malikine aittir.

    Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde: mahkemece davaya konu taşınmaz dava tarihinden önce başka kişiye satıldığından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup, tapu iptal davalarının tapu kayıt malikine açılması gerektiği için tapu iptâli ve tescil talebi yönünden mahkemece yapılan değerlendirme doğru ise de talebe konu taşınmaz devredilmiş olsa dahi davalının sorumluluğu ortadan kalkmış olmadığından, davacıların yükleniciden talepte bulunmaları mümkün olduğu halde, kira kaybı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi doğru olmamıştır. Belirtilen nedenlerle mahkemece kira kaybı yönünden istemin incelenmesi, Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/205 (eski esası 2010/387) Esas sayılı dosyasındaki bulgular ve dönem itibarıyla hüküm bulunan kısımların da nazara alınarak, kesin hüküm oluşmuş dönem bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle, işin esasının incelenmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile gecikme tazminatı niteliğindeki kira kaybı alacağı yönünden de davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın temyiz eden davacıların yararına bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 17.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.